Sanallaştırma terimi, genelde yaygın bir terim olarak kullanılır. Buna rağmen, BT dünyasında biz bu terimi uygulamalarımızı, ağlarımızı, sunucularımızı, depolama alanlarımızı, hatta kullanıcılarımızın iş istasyonlarını sanallaştırmak için kullanırız. Sanallaştırma, BT yöneticilerinin aynı fiziksel donanım üzerinde birden fazla yazılım veya işletim sistemi çalıştırmaya ve bunların tümünü sadece bir adet fiziksel donanıma sahip cihaz ile gerçekleştiren teknolojiye verilen isim olarak adlandırılabilir. Diğer yandan, etrafımızda yer alan birçok altyapıda aynı donanım üzerinde yer alan bir adet host ve onun kimliğini görebiliriz. Örneğin; finans departmanı web uygulamasının yer aldığı bir adet web sunucusu gibi. Fakat sanallaştırma teknolojisi kullanılırsa, aynı donanım üzerinde sunucu sanallaştırma yazılımı (hypervisor) kurulabilir ve birbirinden bağımsız birden fazla sanal web sunucusu aynı anda kullanılabilir. Fiziksel sunucu üzerinde birbirinden farklı olarak çalışan bu cihazlar, bizim sanal makinalarımızı oluşturmaktadır.

Sanal makinalar, tıpkı fiziksel makinalar ile birlikte aynı kaynakları tüketir. Hypervisor sanallaştırma yazılımını kullanan donanımlar, trusted computing base (TCB) konseptini benimsemiştir. Bu konsepti benimseyen her sanal makinanın, diğer bir sanal makinanın tüketmiş olduğu fiziksel kaynakları görmesi engellenir ve üzerinde ne tür veriye sahip olduğu bilinmez. Yani aynı fiziksel donanım üzerinde yer alan iki adet sanal makinamızın olduğunu farzedelim. İkisi de birbirinin hangi amaç için çalıştığını veya hangisinin ne kadar işlemci veya bellek tükettiğini bilemez. BT yöneticisi hypervisor kullanarak bir sanal makina yarattığında, fiziksel bellek ve işlemci tanımlaması gerçekleştirir. Bu tanımlama ise statik ya da dinamik yol kullanılarak yapılabilir. Bir sanal makinaya statik bellek tanımlaması yaptığımız zaman, mesela 1024MB olduğunu varsayalım, sanal makina sadece 1GB bellek oranını gösterecektir. Buna rağmen, sanal makinaya dinamik bellek tanımlamak istersek, mesela başlangıçta 1024MB bellek tanımlayalım, sonrasında ise 10240MB’a kadar belleğin büyümesine izin verdiğimizi varsayalım. Bellek kullanımı, yoğunluğa bağlı olarak büyüme ve küçülme eğiliminde olacaktır. Aynı yol ile sanal makinaya bir adet mantıksal işlemciden veya dört adet mantıksal işlemciye kadar işlemci tanımlaması gerçekleştirebiliriz.

Şimdiye kadar bir sanal makina için sanal bellek ve işlemci hakkında bilgiler verdim. Peki bir sanal makina için hard disk veya depolama birimi hakkında neler söyleyebiliriz? Sanal bellek ve işlemci gibi, sanal makinalar için sanal hard diskler (VHD) oluşturabiliriz. VHD, sanal makinalar için dosya tabanlı depolama birimidir. Bir VHD, sanal makinaya eklendiğinde onu bir hard disk olarak görür. Bir sanal makinaya birden fazla VHD tanımlamak isterseniz, o sanal makinaya daha fazla sanal hard disk alanı eklemeniz gerekir. Sanal makina için dosya tabanlı hard disk yaratmak istemiyorsanız, sanallaştırma sunucusu üzerinde fiziksel hard disk, SAN veya LUN tanımlamaları da gerçekleştirebilirsiniz.

Sanallaştırma sunucuları (cluster) ile birlikte bu cihazlar paylaştırılmış bir servis olarak ağa dahil edilebilir. Böylelikle paylaştırılmış formdaki sanallaştırma sunucuları, sanal sunucuların bir sunucudan diğerine migrate edilmesini sağlar. Sunuculardan herhangi bir tanesi down durumda olduğunda, BT yöneticisi fiziksel host üzerinde bakım onarım faaliyetlerini kolaylıkla yerine getirebilir.

İlerleyen tarihlerde sanal makina nasıl yaratılır ve sunucu sanallaştırması üzerindeki bir hypervisor’ın nasıl yönetileceği ile ilgili yazılarımı bulabileceksiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *